24 Eylül 2007 Pazartesi

kirmizi bufe


evli ve cocuklu diye bir baska blog oldugunu bugun kesfettim, hem de bir tanesi evli, digeri cocuklu iki erkek tarafindan baslanmis ama devami gelmemis. boyle seyler yapmaya vakit duyan erkeklere hayranlik duyuyorum. ne babam, ne sevgilim vakti olan erkekler, onlari aramak icin belirli saatler gerekir, babam bana karsi daha hosgorulu, her zaman sorularimi cevaplamaya hazirdir ama o an vaktinin olmadigini bilirim, sevgilimi ise gerekmedikce aramamayi iliskimizin ilk basinda aliskanlik halne getirdim. onu aradigimda benimle olan ses tonunu hatta karisan birisi duysa dunyayi kurtarmak uzere oldugu ve hatta kirmizi veya yesil kablodan bir tanesini hemen secmezse bombanin patlayacagi bir anda aradim sanabilir. beni gun boyunca ararsa, gercekten elim ayagima dolasir, acaba ne oldu diye korkuyla acarim telefonu. iste bu yuzden ben de aramam, ararsa konusurum. gun icinde telefonla konusan ciftlere de hayret ve ozlemle bakar kendime gulerim. iste boyle...

bugun is arasinda dekorasyon bloglarina bakarken, domino'nun son sayisinin kapagina denk geldim. burada hic bir kitapcida domino bulmak imkansiz, nedense getirme geregi duymuyorlar oysa muhtesem bir dekorasyon dergisi. hatta acaba ileride zengin bir dergici olursam ben getirebilir miyim diye dusunup hayal bile kuruyorum zaman zaman. kapakta ki kirmizi bufeyi tv sehpasi olarak cok begendim, tv icin elverisli olan tek bolmemize de cok yakisir. evdeki tum yerleri koko halıyla kaplamayi dusunuyoruz(m), bej ve kirmizi da cok uyar. koltuklar herhalde lacivert olacak, o da uyar. sevdim ben bu fikri!

Hiç yorum yok: