30 Ekim 2007 Salı

ya ben?


bardaklarıma kavuştum, sonra tekrar ayrıldım ve en sonunda hiç ayrılmamak üzere yeniden kavuştum. bir bardak takımı bu kadar sancılı olmamalıydı ama olsun! onları ilk gördüğüm yerden yeniden bir takım yaptım ve özene bezene bavula yerleştirdim. yanında onlara yol arkadaşlığı edecek çatal bıçaklar, balon şarap bardakları, cezveler, şamdanlar, saklama kapları ve bunun gibi ıvır kıvır onlarca şey ile birlikte uçağa binerken aklıma onları dönüşte göremiyeceğim hiç gelmedi ama uçaktan sadece benim çeyiz bavulum inmedi ve ben ilk defa herhangi bir "şey" için, yeniden alabileceğim ve aslında hiç bir değeri olmayan, günlerce acı çektim. dönüşü muhteşem oldu. sabırsızlıkla hepsini kullanmayı bekliyorum.


çeyiz, dekorasyon fikirleri, ah şöle mi yapsam böle mi derken en önemli kısmı ihmal ettiğimi fark ettim: kendimi! bir zamanlar kalpler çalan minik ama göze hoş gelen figürümden sanki eser yok, kendime baksam da yavaş yavaş köfte kıvamını almaktan memnun değilim. fit olmak istiyorum, ince değil. en yakın arkadaşım zayıfladığımı söylese de, diğeri hala beni güzel bulduğunu dile getirse de bu boy bu kiloyu daha fazla kaldırmaz! o yüzden harekete geçmenin ve düğün veya nikah öncesi kendimi hazırlamanın ve bir ömür öyle kalmak için yemin etmenin tam vakti. bu akşam yogaya gidiyorum, yumuşak bir başlangıç yapmak için. yogayı küçümseyenler son derce yanılıyor, gerçek bir ashtanga yoga dersinde dökülen terleri ve çekilen cefayı görseniz yorum yapmadan önce 2 kere düşünürdünüz. bugün bütün yediklerime dikkat ettim, genelde ediyorum, yeni bir pilates hocası buldum, onu denemek istiyorum, yine bugün uzun bir yürüyüş yaptım. bla bla bla. bu sefer girdiğim bu dikenli yoldan dönmemeye ve artık kendini spora verip de kalçalarını toparlayanlara iç geçirmeyeceğime YEMİN EDİYORUM!


resimdeki sehpa gwyneth paltrow'un salonundan. çok beğendim. koko halının rengini

de.

Hiç yorum yok: