
neden o zamani secmisti bilmiyorum, ama bundan birkac sene once babannem en deger verdigi seyini, dedemin ona ilk evlendiklerinde hediye ettigi yemek kitabini bana verdi. onun icin ne kadar degerli oldugunu, guzel yemek yapmanin ne kadddar muhim bir marifet oldugunu da uzun uzun anlatmisti. yazari elbette ekrem muhittin yegen'di. cok tesebbus ettim ama ne turkcesini anlayabildim, ne de o kadar uzun uzun yemek yapmaya gonlum yanasti, daha pratik cozumler aradim durdum. o sirada yemek bloglari, tabii ki, yardimima yetisti.
onlarca var ama neredeyse her yemegimi ogrendigim bir tane var: http://www.portakalagaci.com/. bu blogda olmayan tarif neredeyse yok ve hepsinin pratik cozumleri var. yabanci tarifleri turk olculerine nasil uyduracaksiniz, krema yerine yogurt nasil gecer, yapacaginiz yemegi neler bozar ve en guzeli de canon makinesiyle itinayla cektigi yemek resimleri. yerli martha stewart. tek bana uzak gelen yani, yemek takimlari konusundaki zevkimiz; ben cok daha sadeyim.) olsun.
bir gun her yemegin altindan kalkabilmeyi istiyorsaniz, yemek yemeyi cok seviyorsaniz veya yemek icin canini verebilecek bir koca/koca adayina sahipseniz veya sadece kendiniz icin en guzel tariflerin hayalini kuruyorsaniz, simdiden calismaya baslayin ve hata yapacak cok vaktiniz olsun. ben her hafta en az iki yemekle denemelerime devam ediyorum. mesela gecen hafta yogurt corbasina giristim, hem nisanlimin hem pamuk kayinvaldemin en sevdigi corba diye ama yogurt kadar nazli bir gidayla cok cuvalladim cunku portakal agacinin 2 litre diye verdigi olcuyu benim dalgin gozlerim 2 su bardagi diye beynime kaydetmisti ve ben tuzlu muhallebi yaptim, bir guzel de yedim sulandira sulandira. sonra bir daha ve vuolaaa! tesekkurler portakal agaci.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder