

muhtesem bir dogum gunu gecirdim. gormek isteyecegim herkesi gordum; en yakın dostum, annem, sevgilim, ailem... inanılmaz güzel hediyeler aldım. hemen hepsi ev ve çeyizle ilgiliydi ve hepsi istisnasız önceden beğenip iç geçirdiğim, bugün alırım, yarın alırım diye ertelediklerim veya almak için para biriktirmek istediklerimdi. en çok senem ve kocasının mikserine bayıldım. bir insan doğum gününde mikser almaya bayılabilir mi? ben bayılırım çünkü henüz evlenmenin e si aklımda bile yokken bu mikserim m si aklımdaydı! ve onu seneler sonra doğum günü hediyesi olarak karşımda bulunca çok şaşırdım, en yakın arkadaşımın dikkatine hayran kaldım. ikinci favorim ise kardeşim ve onun karısından geldi, bir adet platta lapas boynuzlu tepsi! bu tepsiyi ilk gördüğümde aşık olmuştum ama bundan kimseye bahsetmedim bile. satıldığı dükkandan, evlilik listemi oradan yapacağımdan bahsetmiştim sadece ve bunların güzel olduğundan. şimdi bana geri kalan aksesuarlarını almak veya listeme eklemek kalıyor. sevgilim bana çok tatlı süprizler hazırlamıştı ama en tatlısı benim için hazırlattığı pastayı ben gecikince ucundan yemeye kalkması, anlamamam için pastayı oradan, buradan derken güdük kadar bırakıp ona amorf bir şekil vermesiydi. ve akşam ki aile yemeğinde ilk defa hem babamın hem onun inanılmaz neşeli olması ve karşılıklı kıkır kıkır gülmeleriydi. nefret ettiğim 27. yaşımı geride bırakmak o kadar güzel bir duyguydu ki, bitmesini istemedim ve devamlı pasta üflemek istedim, şımardım, kıkırdadım, bitmesin diye dua ettim içimden. bu satırların yazarı kutlamalardan nefret ediyor, ona göre tahmin edin dünkü halimin ne derece şaşkınlık yarattığını yemek masasında. bu sabah bir yaş daha yaşlanmış ama çok mutlu ve hala içinden "teşekkürler" diyen bir insandım.
bekle beni 2008. dönüşüm muhteşem olacak.)
çok mutluyum...
