26 Aralık 2007 Çarşamba

sono felice...




muhtesem bir dogum gunu gecirdim. gormek isteyecegim herkesi gordum; en yakın dostum, annem, sevgilim, ailem... inanılmaz güzel hediyeler aldım. hemen hepsi ev ve çeyizle ilgiliydi ve hepsi istisnasız önceden beğenip iç geçirdiğim, bugün alırım, yarın alırım diye ertelediklerim veya almak için para biriktirmek istediklerimdi. en çok senem ve kocasının mikserine bayıldım. bir insan doğum gününde mikser almaya bayılabilir mi? ben bayılırım çünkü henüz evlenmenin e si aklımda bile yokken bu mikserim m si aklımdaydı! ve onu seneler sonra doğum günü hediyesi olarak karşımda bulunca çok şaşırdım, en yakın arkadaşımın dikkatine hayran kaldım. ikinci favorim ise kardeşim ve onun karısından geldi, bir adet platta lapas boynuzlu tepsi! bu tepsiyi ilk gördüğümde aşık olmuştum ama bundan kimseye bahsetmedim bile. satıldığı dükkandan, evlilik listemi oradan yapacağımdan bahsetmiştim sadece ve bunların güzel olduğundan. şimdi bana geri kalan aksesuarlarını almak veya listeme eklemek kalıyor. sevgilim bana çok tatlı süprizler hazırlamıştı ama en tatlısı benim için hazırlattığı pastayı ben gecikince ucundan yemeye kalkması, anlamamam için pastayı oradan, buradan derken güdük kadar bırakıp ona amorf bir şekil vermesiydi. ve akşam ki aile yemeğinde ilk defa hem babamın hem onun inanılmaz neşeli olması ve karşılıklı kıkır kıkır gülmeleriydi. nefret ettiğim 27. yaşımı geride bırakmak o kadar güzel bir duyguydu ki, bitmesini istemedim ve devamlı pasta üflemek istedim, şımardım, kıkırdadım, bitmesin diye dua ettim içimden. bu satırların yazarı kutlamalardan nefret ediyor, ona göre tahmin edin dünkü halimin ne derece şaşkınlık yarattığını yemek masasında. bu sabah bir yaş daha yaşlanmış ama çok mutlu ve hala içinden "teşekkürler" diyen bir insandım.
bekle beni 2008. dönüşüm muhteşem olacak.)
çok mutluyum...

23 Aralık 2007 Pazar

aloha 25 aralik!!!


yarin benim dogum gunum. bu hafta da dogum gunu haftam. her senenin en guzel zamani... kendimi ozel hissettigim, sadece kendimle mesgul oldugum, simardigim bazen ve yasadigim hayat icin her zaman sukrettigim. iyisi ve kotusu, inisi ve cikisi ile mukemmel bir hayatim var ve ben sahip oldugum her sey icin mutesekkirim, ozellikle de para ile satin alinamayan cinsten mutluluklarim icin. sene sonu ve yeni bir yas muhasebesinde daha iyi anliyorum, ne kadar sansli bir insan oldugumu, bugune kadar her zaman. 27 yili geride birakiyorum. bazi seylerin 27 yil ile birlikte geride kalmasini istiyorum ve kalacaklarini da biliyorum. her zaman oyle oldu, her zaman sans bana guldu.


hediyelerimi almaya basladim. hepsi cok guzel. hediye olarak utu masam bile oldu. (ve dumansiz izgaram, yukaridaki sarap bardaginin su bardaklari ve en sevdigim tencere takimi:)) insanin senede bir kac kere dogasi geliyor! yasasin 25 aralik!!! yasasin dila!

12 Aralık 2007 Çarşamba

bugün senin doğum günün

erkek arkadasim, sozlum, sevdigim erkek ve en yakin arkadasim bu aksam saat 12'de 20'li yaslarini geride birakmaya hazirlaniyor. cok degisik bir duygu olmalı. henüz tatmak istemediğim... bütün heyecanıma rağmen araya hayat girdi ve ben bir türlü hayalimdeki hediye seçenekleri üzerine konsantre olamadım. zaten benden ne istediğini de açık ve seçik olarak dile getirdiğinde, yapacak başka şeyim kalmadı. yine de bir hediyeyle doğum günü geçiştirmeyi hiç sevmiyorum. geçen sene bugunlerde paris'teydik. bu senenin heba olmasına izin veremezdim. son dakika senem bana harika bir fikir verdi ve bir anda tüm doğum günü heyecanım ve neşem geri geldi, minik fikir kocaman oldu. aklında kalmasını umduğum bir gün hayal ettim ve minik detaylarla o günü süsledim. tek yapması gereken tadını çıkartması. birthday on the water... onu çok seviyorum ve 30 yaşının gerçekten özel olmasını, özel hissetmenin ne demek olduğunu benimle birlikte hissedebilmesini, doğum gününün her sene aynı gün aynı saatte mutfakta kesilen bir pastadan ibaret olamayacak kadar değerli olduğunu bilmesini istiyorum. çok şey değil.