tam 17 gun kaldi. utanmasa 14 gun, yani iki hafta olacak:) dun gece yuzumde 6 adet sivilce cikti. acaba neden?
son iki haftadir yavaslayan tempom bugun eski havasina kavustu ve yeniden kosturmacaya basladim. bu haftasonu bir arkadasimi ziyaret icin bitlis'de olacagim, ben dondugumde ise evim artik tamamen bitmis olacak. bu aksamustu tek basima evimize geldim, muzik actim, evde eksik olan seyi bulmaya calistim. voila! yesillik, cicek ve resim. gitmeden once en azindan bir agacimiz olabilmesini umuyorum. ya da onu alacak vaktim olmasini. evlenmeme iki hafta var ve yatak odamda sadece bugun gelmis bir dev yatak var. bu durumda oda zaten sadece yataktan ibaret. nedenini sevgilime sormak lazim. bir arkadasimizin evinde gorup, kucuk cocuk gibi 2 metre yatak icin yalvardi. 1.80 degil, 2'ye 2. cusse farkimizin ortalamasini hesaplayinca bile o yatak cok kocaman. en kotusu aldigim bazi nevresimleri degistirmek veya gozden cikartmak zorunda kalmam. dun birlikte zara home'a gittik ve devasa nevresimler sectik. daha dogrusu secti. efendim lacivert beyazdan hoslanmazmis, sari beyaz olabilirmis, illa desen istiyorsam leopara iznim varmis ama ona duz lacivertle gitmeyecekmisim, gecen hafta seyrettigimiz filmde cameron diaz'in yattigi carsaflar onun hayalindekilermis. gorevli cocuk inanmaz gozlerle dinledi bu sohbeti. ben ise coktan alistim. o yuzden artik her seyi ona soruyorum, hic ugrasmiyorum ve asla onun adina bunu cok begenir diye karar vermiyorum. cunku ne zaman o karari versem yemek yutmak zorunda kaldim. mutfak masasi, girise tozluk, giris konsolu, barcelonalarin durusu, bar arabasinin hangi duvarda daha sik duracagi... dekorator dodo ile evleniyorum, kisacasi. bundan cok sikayet etmek istemiyorum. carsaflarda beraber uyuyacagiz ve sirf onlar benim sorumlulugumda diye bencillik etmek ve onu goz ardi etmek istemiyorum. bir gun sikilacak fikir beyan etmekten nasil olsa. ve ne kadar ugrasirsam ugrasayim, bauhaus'dan araba yikama eldiveni, dikiz aynasi cilasi almak icin onca yol tepen, istedigi yag markasini bulana kadar butun istanbul'u dolasan, goz alti kremini asla ihmal etmeyen ve kiyafet delisi bir erkekle evlendigim gercegini degistiremem.
ev disinda, benim ailemde herkes bunalimda ve puslu bir ruh hali icinde. babamin agzini bicak acmiyor, ufuklara dalip gidiyor, espiri yapilmasina bile tahammulu yok. abim beni her gun telefonla ariyor; dun gece ruyasinda oldugumu ve amerikan filmlerindeki gibi bir cenazem oldugunu gormus. annem ve cici annem ayni sekilde. ben ise duygusuz ve otomatik pilota baglanmis. sevgilim cok rahat, neseli. "etli pidem" diyip kollarimi sika sika beni seviyor. o sirada kollarimin fusya kivamini gormeden. once evlilik muamelesi icin kan alan ve kolumu kangren eden hemsire, simdi o, dugunumde galiba tek bir eldiven yaptirmak zorunda kalicam.
bu yazimin son satirinda izninizle buradan melis denen tanidigima, arkadasim degil, tanidik "al kumasini .... ...." diyerek aranizdan ayrilmak istiyorum. cunku ben kendi kumasimi kendim aldim. rubelli diil tabii ki melisssss... persan. ha rubelli ha persan:)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder