13 Kasım 2007 Salı

9 Kasım 2007 Cuma

30'a 1 var

en sevdiğim insanların yarısı yaz, diğer yarısı kış çocuğu. en yakın dostum bir yılbaşı gecesi dünyaya gelmiş, geldiği tarihin kendi gibi özel olmasını istemiş. sevdiğim erkek, benden birkaç gün önce, ama iki yıl erken davranarak, bir aralık sabahını seçmiş. ben de kendime fena sayılmayacak, tüm dünyada kutlanan ve hazırlıkları iki ay önceden başlayan bir aralık gecesini seçmişim. aralık, bu yüzden benim için çok özel. sevgilime verdiğim ilk doğum günü hediyesini hatırlıyorum, ne kadar güzel geçtiğini... geçen sene ise, karanlık günlerin gölgesinde geçti, ne tadımız vardı doğum günü kutlayacak, ne de tuzumuz. yine de, boyun eğmiş olmamak için kasvete, ben ona bir paris bileti hediye ettim, beraber ilk gezimizi yaptık ve gezi boyunca, eyfel kulesinin tepesinde bile kavga ettik. eyfel'de ağlayan bir türk olarak tarihe geçmiş olmam lazım.

makaronlar bir yana, o doğum günü bende buruk bir tat bıraktı ve benim için tarihin karanlık sularına gömüldü. şimdi yeni bir yaş, gelmek üzere ve ben yine çok heyecanlıyım. aklımda fikirler dönme dolap gibi, acaba şunu mu yapsam, bunu mu denesem, ah bu güzel olur, bu çok saçma diye kendi eksenimde dönüyorum. son bekar doğum günlerimiz, her yaş kendi şansı ve bereketi ile gelir, bu gelen de hayatımıza şans getirsin, neşe ve ferahlık versin, bizi unutmasın, gülümsetsin, ısıtsın, hatırlanacak bir yaş olsun ve geriye dönüp baktığımızda damağımızda hoş bir tat bıraksın ve hediyem tüm bunların bir habercisi olsun. tam bir ayım var, çok güzel olsun. hediye perileri iş başına...

fikirlerim, çalınmaması umudu ile aşağıdaki gibidir:

- bir gece uyurken macun yardımıyla alacağım parmak izlerinden altın kol düğmesi yaptırmak.

- ona özel bir kitap. bakınız: www.blurb.com

- hayatta en ama en sevdiği şeyi 20 dakikada hazırlaması için bir adet mini dondurma makinesi. bakınız: http://www.freshtrend.com/2007/04/soft-serve-ice-cream-maker.html. bu hediye karşısında çıldırabilir.

- yatırında otururken bütün gü yorulan sırtına benim yerime ve benden daha güzel masaj yapacak bir shiatsu masaj aleti. hem ona dokunan elleri kıskanmama gerek de kalmaz... bakınız: http://www.freshtrend.com/2007/04/in-house-shiatsu-massage.html

- sandalyeler... sabaha kadar onlardan bahsedebiliriz. bazı geceler uykumuz kaçtığı zaman yastık hayalleri kuruyoruz,yeni sandalyeler üzerine, nasıl olacak, isim ne olsun... buna bayılabilir, ek bir hediye olarak: http://www.momastore.org/museum/moma/ProductDisplay_Chair%20Game_10451_10001_16626_-1_11480_11482_null_shop_

- : en cok hosuma gıdenlerden bırı bu, parmak izinizi veya dna'nızın resmini tablo haline getirtebiliyorsunuz. inanılmaz bir fikir...

şimdilik kitap, kol düğmesi ve dna artwork arasında gidip geliyorum. 30 yaş, dile kolay...




-

4 Kasım 2007 Pazar

..

senede 2 kere nişanlımla ayrılmak zorunda kalıyoruz, ayrı çıktığımız kısa tatiller dışında. bu hafta hem kendimle olmak hem de arkadaşlarıma vakit ayırmak istedim, hiç yanlız kalmadım ama tüm kalabalığın içinde kendimi yanlız ve eksik hissettim. her zaman aynı şey oluyor. o yanımda olmadığı zaman, onu neden sevdiğimi hatırlatan onlarca sebep çıkıyor karşıma. belki bir başkasından duyduğum bir tatsız hikaye, kendi sevdiğine dair, belki bir hayal kırıklığı, denk geldiğim, belki bir anı, durup dururken hatırladığım... ve dönüp ikimize baktığımda: "ben bu insanların ilişkilerini tehdit eden ve onları yok eden şeylerin hiçbirini yaşamıyorum" dedirten. bu sefer de oldu ve ben onu neden sevdiğimi, hala gittiğinde neden boyun büktüğümü ve onun için dünyanın bir ucuna gitmem gerekse gideceğimi, en büyük sıkıntıları çekmem gerekse çekeceğimi ama yanımda onu hissettiğimde sadece güleceğimi ve beni maruz bırakmadıkları için, tüm bıraktıklarına rağmen, ona teşekkür etmem gerektiğini hatırladım. ama yine de onsuz gezdim ve tozdum.)

2 Kasım 2007 Cuma

portakal agaci


neden o zamani secmisti bilmiyorum, ama bundan birkac sene once babannem en deger verdigi seyini, dedemin ona ilk evlendiklerinde hediye ettigi yemek kitabini bana verdi. onun icin ne kadar degerli oldugunu, guzel yemek yapmanin ne kadddar muhim bir marifet oldugunu da uzun uzun anlatmisti. yazari elbette ekrem muhittin yegen'di. cok tesebbus ettim ama ne turkcesini anlayabildim, ne de o kadar uzun uzun yemek yapmaya gonlum yanasti, daha pratik cozumler aradim durdum. o sirada yemek bloglari, tabii ki, yardimima yetisti.


onlarca var ama neredeyse her yemegimi ogrendigim bir tane var: http://www.portakalagaci.com/. bu blogda olmayan tarif neredeyse yok ve hepsinin pratik cozumleri var. yabanci tarifleri turk olculerine nasil uyduracaksiniz, krema yerine yogurt nasil gecer, yapacaginiz yemegi neler bozar ve en guzeli de canon makinesiyle itinayla cektigi yemek resimleri. yerli martha stewart. tek bana uzak gelen yani, yemek takimlari konusundaki zevkimiz; ben cok daha sadeyim.) olsun.


bir gun her yemegin altindan kalkabilmeyi istiyorsaniz, yemek yemeyi cok seviyorsaniz veya yemek icin canini verebilecek bir koca/koca adayina sahipseniz veya sadece kendiniz icin en guzel tariflerin hayalini kuruyorsaniz, simdiden calismaya baslayin ve hata yapacak cok vaktiniz olsun. ben her hafta en az iki yemekle denemelerime devam ediyorum. mesela gecen hafta yogurt corbasina giristim, hem nisanlimin hem pamuk kayinvaldemin en sevdigi corba diye ama yogurt kadar nazli bir gidayla cok cuvalladim cunku portakal agacinin 2 litre diye verdigi olcuyu benim dalgin gozlerim 2 su bardagi diye beynime kaydetmisti ve ben tuzlu muhallebi yaptim, bir guzel de yedim sulandira sulandira. sonra bir daha ve vuolaaa! tesekkurler portakal agaci.




tv ortusunu unutmayin

google'a evlilik veya evlilik listesi gibi seyler yazinca cok komik seyler cikabiliyor. ama gercekten bir eve gerekenler de en iyi bu asla bakmayacaginiz sitelerden cikiyor. ben ilk ceyiz yapmaya basladigim zaman etrafimda kimse bana sunu soyle al, boyle al diye bir akil vermemisti ve bir iki sacmalamadan sonra bunun boyle gitmeyecegine ve kendi listemi kendim bulmaya karar verdim ve bu bana gore fazla domestik sitelerden cok guzel listeler edindim. bazilarinda dantel tv ortusu bile yaziyor gerci ama o kadarini da gormezden gelmek lazim. hem belki gercekten tv sinin uzerini ortmek isteyenler vardir ve bu bir arz talep meselesidir. eger oyle olmasaydi etraf brunei sultaninin evinden fiskirmis gibi duran esyalari, ortuleri satan dukkanlarla dolu olmazdi. hele semt pazarlari. ortucuden ve danteladan gecilmiyor. ben ortu defterimi kapattim ama copy paste ulusu calistigim listem hala bitmedi ve bitmesini istemiyorum, sonsuza kadar sursun bu zevk, bu safa!

bir tane ornek:

http://www.gelinlik.cc/gelinlik/category/dugun-hazirliklari/evlilik-listesi/

lumas evimizin herşeyi


buyuk ve uzak kuzanim turkiye'nin en iyi ve eski fotografcilarindan bir tanesi. simdilerde depresif ruh hali nedeniyle kendini eve kapatmis olsa da, herhangi bir kitapta onun ismini gormek, cektiklerini gordugumde heyecanlanmak guzel, garip bir kibir veren bir duygu. babam, her zaman guzel sanatlar okumak istemis, ne var ki, uzerine coken aile geleneklerine hayir diyecek cesareti bir turlu kendinde bulamamis ve ailesinin onun icin cok onceden tasarladigi yola sapmis, saptigi yolu cok ama cok sevmis ve ilk genclik aski sadece hala her ay matbaaya ozel olarak kestirdigi artik kuse kagitlara cizdigi desenlerle devam ediyor. o da kuzeni gibi, fotograf genine sahip ama cektikleri sadece kendisine ozel. cok uzun seneler resim koleksiyonu yapti. sectigi resimler benim tarzim hic bir zaman olmadi, ama kotu olduklarini soyleyemem. oyle ya da boyle, tum bu cevremi kusatan merak, ilgi, yetenek, gorme ve bakma istegi bana bir sekilde yadigar kaldi. "ifade edebildigim" bir is yapiyorum. resim cekmek ve guzel resim cekmek zorunda olmak bunun bir parcasi. bir gun kendi zevkimle secebilecegim bir fotograf koleksiyonum olmasini cok istiyorum, resimden ziyade fotograf benim secimim. simdiden hem kuzanimden, hem begendigim genc fotografcilardan almayi planladigim bir iki fotograf var, evimde kullanmak uzere. bir de yabanci fotografcilar var, su an ve yakin gelecekte paramin yetmeyecegi. ama bir de lumas var: ) koleksiyon yapmak isteyip, iyi fotografcilarin resimlerine sahip olmak isteyip de daha yolun cok basinda olanlar icin: http://www.lumas.com/.


evlilik ve ceyiz ve fotograf ne alaka demeyin, sanat evin gıdasıdır! guzele bakmak sevaptır, guzele bakılan evde gunes solmaz.